Başkanımız, Bu Seçimler Sıradan Bir Seçim Değil Dedi

Başkanımız, Bu Seçimler Sıradan Bir Seçim Değil Dedi

Belediye Başkanımız ve Millet ittifakı Belediye Başkan Adayı Musa Öztürk seçim çalışmalarını aralıksız sürdürürken oda başkanları, sivil toplum kuruluşları, muhtarlar ve iş adamlarıyla bir araya gelip Kozan üzerine bilgi alışverişinde bulundu.

Muhammet Alparslan ev sahipliğinde gerçekleşen kahvaltı programında konuşan Kozan Muhtarlar Derneği Başkanı Salim Açıkgöz, "Millet İttifakı Kozan Belediye Başkan Adayı Sayın Başkanımız Musa Öztürk'e hayırlı uğurlu olsun diyorum" şeklinde konuştu.

TALİHSİZ BİR NESİLİZ...

Programda geçmiş dönemlerde yapılan hatalardan örnekler anlatan Millet İttifakı Belediye Başkan Adayımız Musa Öztürk, "Öncelikle bizi bir raya getiren Muhammet kardeşime teşekkür ediyorum. Dinimizde de bir raya gelin istişare edin, sohbet edin ki birbirinizi anlayabilesiniz. Biz çeşitli aşamalardan gelen talihsiz bir nesiliz. 68'de dumanımız çıktı. 80'de keza öyle oldu. Hala bugün oldu kafamızdan duman çıkıyor. Ben geçmiş tarihlerde görevli bir masa şefiydim. Yani emniyetteydim. Birçok gencimizi sağ-sol olaylarıyla ve yaşanan darbeler neticesinde, seksen yılına kadar 5 bin kişiyi kaybettik. Şimdi onlar devleti idare edecek konumdaydı, delikanlıydı, liderdi, adam gibi adamlardı. Suçları neydi? biri sağ kolunu kaldırmış; bağımsız Türkiye diyordu. Diğeri sol kolunu kaldırmış; bağımsız Türkiye diyordu. Bu Türkiye diyenleri önce 12 Mart'ta, sonra 12 Eylül'de ayıkladılar. Sanki pamuk tarlasında ayrık otu temizler gibi bir bir ayıkladılar. Şimdi ise inançlı ihlâslı bir gençlik yetiştirelim dediler. Maalesef birtakım insanların zafı yüzenden 80'den bugüne yetişen muhafazakâr, milliyetçi, ihlâslı, inançlı vatansever gençlik devletin ihmalinden dolayı ne hale geldi, hep beraber görüyoruz." Dedi.

HEP DIŞ GÜÇLER, DIŞ GÜÇLER. PEKİ, BİZ NE YAPIYORUZ.

Bir neslin daha nasıl yok edildiğini anlatan Başkanımız, "Bu Pensilvanya'daki papaz, Merhum Özal'ında kalp doktoru olan ve benimde yakinen tanıdığım Hilmi Özkutlu'nun dedesinin yanında topu topu üç sene İlkokulda okumuş. Ondan sonra izini bulana aşk olsun. Ondan sonra ne oldu, birçok milliyetçi muhafazakâr gençlik ona teslim edildi. Sonra da dizimize vurmaya başladık. Yine bir nesil yok edildi. Hani hep dış güçler, dış güçler. Peki, biz ne yapıyoruz. Bir insanın kendi kendine yapmış olduğu kötülüğü bütün düşmanları birleşse yapamaz. Biz kendimizi hiç sorgulatmadık. Böylede bir huyumuz var. Ahmet'in kabahati, Mehmet'in kabahati" diye konuştu.

BAK BAKALIM,  FETO MU,  ÇETO MU KİM ÇIKIYOR ORTAYA

Başkanımız, "Nasrettin Hoca'nın hikâyesi malum merkebi çalınmış. Kadı, hocayı sorguya çekmiş eşeği ahıra bağladın mı? Kapısını kapadın mı?  kilidi var mıydı? Hoca kadı efendiye dönüyor. Kadı efendi,  bu hırsızın hiç mi kabahati yok diyor. Yani bizim hiç mi kabahatimiz yok. Biz o tedbirleri aldık mı. Hani öğrenci yurtları. Özal'dan sonra bu memlekette öğrenci yurdu yapılmadı. Birilerine havale edildi. O göz nuru geleceğin Türkiye'si olan çocukları, bilim-irfan ve tahsil sahibi çocukları birileri aldılar ondan sonrada merdiven altında yetişmiş, bir takım cemaat bozuntularına teslim edildi. Ondan sonra ah vah, ah vah. Her gün operasyon. Geç kalınmıştır. Devlettin bu tür işlere el koyması lazım. Bir öğrenci Ankara'ya gittiği zaman Onun bunun tarikatını cemaatini aramasın. Devletin yurdu olduğunu bilsin. Bursu olduğunu bilsin. Bak bakalım,  Feto mu,  Çeto mu Kim çıkıyor ortaya. Devletin ihmalin de. Ben o devlet iyi bilenlerden birisiyim. Hayatım bir fiil 30-40 Yıl Bu işin içinde geçti. Kimse başkasına kabahat bulmasın. Önce kendini bir sorgularsın. Hepimiz zaman zaman kendimizi sorgulamıyor muyuz. Bir Hadise olsa acaba nerede hata yaptım. Öyle değil mi. Hepimiz bunu kendi kendimize sorgulayacağız. Ondan sonra taraf etraftan suçlu arayacağız. Maalesef Biz de kolaylık var. Dış güçler, dış güçler. Peki iç güçler ne yapıyor. Biz ne yapıyoruz. Bizim şuurlu ve akıllı olmamız lazım. İlke ve inkılaplarımıza, demokrasiye, İnsan haklarına sımsıkı sarılmamız lazım. Biz burada 130 bin nüfuslu Kozan da bunları yapmaya çalıştık. Çalışıyoruz da. Yaptıklarımız oldu. Yapamadıklarımız oldu. Yapamadıklarımızdan dolayı hepinizden özür dilerim.  Bu bir erdemdir. Hata yaptık mı? Evet, hata yaptık. Kul beşer şaşar. Hatta daha ileri gidim. Bir takım Alimler der ki Peygamber Efendimiz ömrü hep kerametlerle ile geçmiştir. Ama Keramet ömrü hayatında %5 tir. Hatta Uhud Savaşı'nda İnsan olduğu için Zaaf gösterdiği söylenir. Biz kimiz ya, elbet hata da yapacağız, sevabımız da olacak. Hata ve sevap hanelerini teraziye koyacağız. Hangisi ağır geliyorsa ona bakacağız. Yoksa dört dörtlük Allah'tır Eğer öyle hatalarımız olduysa şimdiden peşinen hepinizden özür dileriz. Bu bir erdemdir." Dedi.

HATA YAPARSAN TARİH TEKERRÜRDEN İBARETTİR

31 Mart'ta yapılacak olan seçimlerin sıradan bir seçim olmadığına dikkat çeken Başkanımız, "Şimdi önümüzde bir mahalli seçimler var. Bu seçimler sıradan bir seçim değil. Kim ne derse desin. Ben bunları yaşadım. Nasıl yaşadım, sene 89 Rahmetli Özal'ın 14 veya 16 ay önceydi. 29 Kasım 1987 seçimler olmuş Anap %36 ile iktidar. Geldi Mart ayı, 1989'da, işte o 16 ay içerisinde mahalli seçimlere girildi. Bu arada yere göğe sığmayan bir İstanbul Belediye Başkanı var. Bedrettin Dalan, Özal'ı tanımaz, partiyi tanımaz, medyayı eline almış. Şimdiki yalakalar gibi bazılarında etrafında da toplandı, beyaz derse beyaz diyor, kara destek kara diyor. Aynı düzen. Yani artık basireti bağlanmış. O da %76 ile geleceğim diyor. En son gazeteciler diyor ki, ya başkan biraz firen. En sonunda  %56 ya indi. Tabi ki bizde günlük haber alıyoruz. Hayır diyor.  Mensubu olduğu Partisi'ni tanımıyor vesaire. Yine o dönemde Nurettin Sözen diye biri CHP den aday. Gazetecilere yalvarıyor ölüm ilanı kadar benimde bir haberimi yapın. Sekizinci sayfada dahi yer alamıyor. Neticede 24 Mart'tı 25 Mart'a bağlayan sabah bir kaldık ki, her tarafta devrim olmuş. Kütür kütür O kalelerin hepsi yıkılmış. Bedrettin Dalan %26, Nurettin Sözen %36, Anap %21.  Bunları niye anlattım biliyor musunuz? Hata yaparsan tarih tekerrürden ibarettir. Ben tarih anlatmıyorum. Geçmişte yaşanmış bir hadiseyi anlatıyorum. Neticede şimdiki duruma da getirin, endeks yapın. Bu kibir neyin nesi? Bu mağrurluk neyin nesi? Hani kaç tane dost ülkemiz var. On sıfır başladık, şimdi bir tane dost ülke gösterin. Malınız elinizde kaldı. Burası narenciye bölgesi. Burası sebze meyve bölgesi. Benim yüzümden mi kaldı? Limon 16 sene önce 700 liraydı. Washington 500 liraydı. Şimdi ne? Ben de üreticiyim. Hafif bir dolu vurdu dediler, alın götürün gözüm görmesin dedim. Ben birinci sınıf mal yetiştiririm. Valla 40 kuruşa mı geldi. 45 kuruşa mı geldi bilmiyorum. Üstelik geçen yıl da dolar 3400 liraydı. Şu anda 5200. Ne kadar enflasyon olmuş ve değer kaybetmiş. Her şey sıfırlanmış. Onun için İstikrar olmayan bir evde, İstikrar olmayan bir şehirde, İstikrar olmayan bir devlette, iki yakan bir araya gelmez. Ben İstikrar'dan yanayım. İstikrarın adayı olarak da çıktım. Bazıları çıkıp soracak, hatırlatma yapacak. Hani Musa Bey bir devreydi. Şu manzarayı görüyorsunuz.  Bir devre mi kal dersiniz? Ömür boyu mu kal dersiniz? Şu manzaraya bir bakın. Ben  Kozanlıyım,  hem de ezbere Kozanlı değilim. Hiç kimse kusura bakmasın yedi neslim burada doğdu, burada öldü. Kimse kusura bakmasın ayak takımına Kara kaputluya Kozanı bırakmam. Bırakmayacağım da. Bakın ona göre Kararınızı verin." Dedi. 

Galeri
Bu haberi Faceboook'ta paylaş




Bu haber 113 kere okunmuştur.
Haber Tarihi: 12.02.2019