Kozan Belediye Meclisinin 06/10/2017 tarih ve 124 sayılı kararı ile Adana Büyükşehir Belediyesinin 13/10/2017 tarih ve 416 sayılı Meclis kararı

İL A N            Kozan Belediye Meclisinin 06/10/2017 tarih ve 124 sayılı kararı ile Adana Büyükşehir Belediyesinin 13/10/2017 tarih ve 416 sayılı Meclis kararı ile karara bağlanan ve Adana Kültür Varlıklarını Koruma Bölge...

Devamı...

Yarımoğlu Mahallesi 341 Ada 1 parsel İmar planı ilanı

İ L A N  İlçemiz Yarımoğlu Mahallesi 341 ada 1 parselde, Konut Alanı yapılmasına yönelik hazırlanan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Kozan Belediye Meclisinin 04/10/2017 tarih ve 115 sayılı kararı ve Adana Büyükşehir Belediyesinin 12/10/2017...

Devamı...

KOZAN'IN TARİHİ

Anadolu Tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. Yöremizin Tarihinde Anadolu'nun tarihi kadar eski olduğundan Kozan ve havalisinin tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. Bu bilgiler ışığında tarihi Sis şehrinin Çukurova ve çevre tarihinde yöreye ilk insanın ayak bastığı zamandan berisinin tarihi izlerini yansıtır.  Sis ve arkasının verdiği dağlık bölge Hititler'den Asurlulara kadar uzanan tarihi olayların da yaşandığı yerdir. Tarihi Komana (veya Şar) şehri erken dönem Hitit-Kizzuvatna Krallığının merkezi idi. 

Mezopotamya'dan İç Anadolu'ya uzana ticaret ve kervan yolunun Anavarza-Sis-Kayseri bağlantılı olması bölgenin stratejik öneminden de kaynaklanır. Sis şehrinin kuzeyindeki "Karasis" antik şehrinin giriş kapısında bulunan fil kabartması dolayısı ile İskender döneminde burada yerleşim olduğu ve dağlara doğru uzanan kervan yolunun da buradan kontrol edildiği ortaya çıkar. "Sis" şehir ismi tarihin hatırasıdır. En azından 3.000 yıllık insan yerleşimi burada "Sis" şehrinde yaşanmıştır. Asurluların "Sizu", Romalıların "Sision" ve daha sonra da "Sis" adıyla bilinen antik kent, aynı isimle 1928 yılına kadar varlığını korumuştur.

Kozan coğrafyasının en önemli antik kenti şüphesiz ki Anavarza'dır. Romalılar döneminde İmparator Agustus'un ziyaret ettiği Anavarza gelişerek metropol kenti oldu. Dünya olimpiyatları burada yapıldı. Anavarza, Türk tarihinde Çukurova olarak bilinen antik Kilikya'nın da kalbi idi.  Romalılardan Bizans'a geçen Anavarza Abbasi İslam orduları tarafından Hükümdar Harun Reşit zamanında yeni bir kimlik kazandı. Anavarza ve Sis şehirlerine Türkistan'dan getirilenler yerleştirildi (MS 800'lü yıların başı).  Sis yöresinde İlk Türk yerleşimi Bizans Hükümdarı Nikefor Fokas'ın MS 964 yılındaki Kilikya seferine kadar kesintisiz devam etti.

Anavarza antik kenti MS 1269 yılında yaşanan depremden büyük hasar gördü. Şehirde yaşayan Ermeni Prensliği ve halk Sis şehrine taşındı. Ermeni Kral II. Leon zamanında Sis kalesinin eteğinde Kral sarayı yaptırıldı. 1340 ve 1350'li yılarda Çukurova'ya gelen  Ramazanoğlu ve Türkmen aşiretler Misis ve Adana şehirlerini ele geçirdiler. Mısır'ı Memluklu Türk Devleti'nin ordusu 1375 yılında Sis Ermeni Krallığını kuşatma altına aldı. Işık Temur ve Türkmenler son Ermeni Kralı VI. Leon'u kale içinde teslim aldılar ve böylece Kilikya Krallığı devri sona erdi.  Ama bundan sonra Türklerin hoşgörülü ve adaletli yönetiminden dolayı Sis şehrinin Ermeniler için dini önemi devam etti.  Sis Ermeni manastırı ve kilisenin aynı yerde bulunması Ermeniler için dini önem taşıyan kutsal eşyaların da burada bulunması dolayısı ile Van'dan Konya'ya kadar uzanan Güney Anadolu şehirlerinde yaşayan Ermeniler dini inançlarının gereği Sis şehrine geliyor ve burada pelesenk yağı bulunan Altın kazanın kapağının açılması törenlerine katılıyorlardı.

Sis şehir merkezinde Türk asıllı Sultan Melik Seyfettin Çakmak Ümerasından Emir  Abdullah Hoşkadem tarafından 1448 yılında Büyük Caminin yapımı gerçekleştirilmiştir.

Çukurova ve yöremiz XIV. yy ortalarından itibaren Mısır Memluklularına ve bunlara bağlı Türkmenlerin Yüreğir koluna mensup Ramazan oğullarının eline geçmiştir. Bu devletin hâkimiyetini Yavuz Sultan Selim 1517 yılı Mısır seferiyle son vererek bölgeyi tümden Osmanlı topraklarına ilhak etmiştir. Sis, Adana ve Tarsus şehirleriyle birlikte sancak halini almıştır. Sis, Adana ve Tarsus  şehirleri ile birlikte tahsis edilmiştir. Sancak, 1571 yılından itibaren Kıbrıs Beylerbeyliğine bağlanmıştır.

1519 ve 1540 yılları arasında yapılan Osmanlı Tahrir Defterleri'ne göre Sis Sancağı; Feke, Anavarza, Lembert, Küpdere ve Parsi-bit (Pars-berd) kalelerinden teşekkül etmekte idi. Sis Sancağı cemrini ise, Savcı-hacılu, Eğlen-oğlu, Avşar ve Kavurgalı gibi cem oluşturmaktaydı.

Sis, Osmanlı döneminde aynı adı taşıyan Sancak durumunda idi. Bir çeşit vilayet gibi idi. 1700'lü yıların başlarından itibaren Kozanoğulları Türkmen beyleri önce Feke Belenköy yöresinde dağlık bölgeyi kontrolleri altına aldılar ve kısa sürede Sis şehrinin de idaresini ellerine geçirdiler. Kozanoğullarının derebeylik tarzı yönetimi 1700-1865 yıları arasında devam etti. Bu zaman içinde bölge coğrafyasının adı "Kozan" olarak değişime uğradı.

Osmanlı Devleti, Çukurova genelinde göçebeleri toprağa yerleştirmek için 1865 yılında Derviş ve Cevdet Paşalar kumandasında Fırka-i Islahiye ordusunu gönderdi. Kozanoğulları ailesinin sürgün edilmesinden sonra "Kozan Sancağı" kuruldu. Sis, Kadirli (Kars-ı Zülkadriye), Feke, Haçin kazaları Kozan Sancağı'na bağlandı.

Osmanlı Devleti döneminde Müslüman Türklerle Ermeniler yörede bir arada iyi ilişkiler içinde yaşamlarını sürdürürken I. Dünya savaşından sonra Kozan ve yöresi 7 Mart 1919 Fransızlar tarafından işgal edilmiştir. Fransız işgali ile birlikte bu güçler tarafından Ermeniler silahlandırılarak  şiddet hareketlerine girmişler ve önemli ölçülerde Müslüman kanı dökülmüş, daha sonra Saimbeyli ve Osman Tufan Bey idaresinde teşkilatlanan mukavemet güçleri 2 Haziran 1920'yılında Fransız işgalciler ve Ermeni güçlerinden temizlenmiştir. Bu tarihten itibaren Sis'e Kozan adı verilmiştir.

1865-1923 yılları arasında Mutasarrıflık olan Kozan Cumhuriyet döneminde 1923 yılında Vilayet halini almış, 1926 yıllarından sonra Vilayetliği lağvedilerek Adana İli'ne bağlı ilçe haline getirilmiştir.1920 yılında Kozan Türkiye Büyük Millet Meclisine Mareşal Fevzi Çakmak'ı Milletvekili olarak gönderilmiştir.

Bu tarihi dönemlerden günümüze kadar gelen tarihi eserler ise, Kozan Kalesi, Anavarza Kalesi, Karasis Kalesi ile Memluklar döneminde 1448 yılında inşa edilen Ulu camii (Hoşkadem Camii) Kozan suyu üzerinde 9 gözlü Roma köprüsü, tarihi evleri, tarihi çarşısı ile önemli ölçüde tahribat gören Ermeni Kilisesi kalıntıları mevcuttur.

 Kozan ve havalisi, tarihin her döneminde önemini korumuş bir yerdir. Eski çağlardan beri, birçok milletin nüfuz mücadelesine sahne olan Kozan ve çevresi, verimli arazileri ve elverişli iklim şartları ile gerçekten göz kamaştırıcı bir özelliğe sahiptir.

Tarih çağlarında Çukurova'da ve dolayısıyla Kozan'da, çok sayıda medeniyetin kurulması ve birbiri arasındaki nüfuz mücadelesinin uzun yıllar sürmesi, buranın tarihi, coğrafi ve iktisadi önemini ortaya koymaktadır.

Kozan ilçesi, Anadolu-Suriye eski ticaret yolunun üzerinde bulunduğu için, ticari bakımdan büyük bir önem taşımaktadır. Hatta Hz. Mevlana Suriye yolculuğunu yaparken dahi bu yolu kullanmıştır. Seyahati esnasında Kozan Kalesi eteklerinde yaşayan 40 keşişle karşılaşması ise bu yolculuğunu doğrulamaktadır. 

Kozan ve yakın çevresinin sahip olduğu bütün bu olumlu şartlar, ilk çağlardan itibaren, çeşitli kavimlerin yöreye hâkim olma ve yerleşme arzularını kamçılamış, devletlerarası siyasi anlaşmazlık ve savaşlara yol açmış, yörenin birçok kavim arasında el değiştirmesiyle sonuçlanmıştır.

OSMANLI DÖNEMİNDE KOZAN

1516 yılında Osmanlı İmparatorluğu yönetimine geçen Çukurova ve çevresi 1919 yılına kadar 450 yıl süreyle Türk kalmıştır.

Yeni Çağda, yöredeki yerleşme faaliyetleri olarak çeşitli Türkmen boylarının yaşıyor olmasına, Ramazanoğlu ve daha sonraki Osmanlıların iskân faaliyetlerine rastlanılmaktadır.

Kozan ilçesi, 8 Mart 1919'dan 2 Haziran 1920 yılına kadar, bir yıl iki ay süreyle, Fransız ve Ermeni işgalinde kalmış ve 1920 yılında da yeniden öz benliğine ve Türklüğüne kavuşmuştur. O tarihten bu yana Türkiye Cumhuriyeti yönetiminde olan ilçede birçok Türk boyu yaşamaktadır. Ayrıca, Kozan'daki bazı köylerde Arabistan yarımadasından ve Kuzey Afrika'dan göç eden vatandaşlarımız da bulunmaktadır.

MİLLİ MÜCALEDE KOZAN

Birinci Dünya Harbi içinde İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya arasında gizli antlaşmalar yapılmıştır. Bunlardan İngiltere hükümeti adına Albay Sayks (Marksyks) ve Fransa hükümeti adına da bakan Piko (Georges Pico) tarafından 18 Mayıs 1917'de Leningrat'da imzalanan sözleşmeye göre; İngilizler, Filistin ile (Musul dışında) Irak'ı ve Fransızlar ise Suriye'den başka bütün Güney Anadolu'yu alacaklardı. Böylece Anadolu'da, İskenderun ve Mersin limanları ile Ergani bakır madenleri ve Kilikya (Çukurova) pamuk tarlaları Fransızlara bırakılıyordu. Fakat İngilizler Musul petrollerini ellerinden kaçırmak niyetinde değillerdi. Bunun için işgal edecekleri Antep, Maraş ve Urfa illerini koz olarak tutmak kararı ile yaptıkları sözleşmenin uygulanması yönünde harekete geçtiler.

İşgal ettikleri yerler ile Çukurova'yı Fransızlara bırakarak aralarındaki anlaşmaya ters hareketle Musul bölgesini (Petrol Bölgesi) işgal ettiler. Musul bölgesinin işgali, Fransızlarla aralarının açılmasına sebep oldu.

Birinci Dünya Savaşı sonunda 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Mütarekesi hükümlerine dayanarak, Güney Anadolu'yu denetimi altında tutacak olan Fransızlar 17 Aralık 1918'de Mersin'e çıkarma yaparak, Mersin'i işgal ettiler.18 Aralık 1918 yılında ise Tarsus, 20 Aralık 1918'de de Adana işgal edilmiştir.

Konumuzun dağılmaması ve uzamaması için Mersin, Tarsus, Pozantı ve Adana olaylarına değinmeden asıl konumuz olan Kozan'ın işgaline girmek istiyorum.

Kozan'da bulunan Ermeniler Adana'nın işgalinden güç alarak Kozan'ın da işgal edilmesi için Adana İşgal Kuvvetleri Komutanı Bremon'a heyet göndermek suretiyle Kozan'ın işgalini istemişlerdir.

Bu arada Kozan'ın Türk eşrafı ve ileri gelenleri Mutasarrıf Ihsan Bey'in başkanlığında belediyede toplanarak son olaylar gözden geçirildi ve ne gibi bir hareket tarzı takip edileceği üzerinde duruldu. Neticede Adana'ya bir heyet gönderilerek işgal makamları ile temas edilip Kozan'ın işgalden kurtarılması çarelerinin aranması, olmadığı takdirde hiç olmazsa Kozan'a Ermeni askerlerinin gönderilmemesi kararlaştırılmıştır.

Bu heyete Savcı Ruhi Bey, Eşraftan dava vekili Topal Mustafa efendi ve Kozan'ın çok sevilen genç yedek üsteğmeni Saim Bey'den müteşekkil bir heyet seçilmişti. Görevli heyet, Adana'ya gitti. İşgal makamları ile temas ederek Kozan Türk ve İslam halkının dileklerini işgal kumandanlığına anlattılar.

İşgalin mutlak olduğunu fakat Ermeni askeri göndermeyeceklerine dair söz alarak döndüler. Bu olaylar cereyan ettikten sonra Yüzbaşı Tayyarda (Taillardat) komutasında Fransız işgal kuvvetleri Kozan'a hareket etmiştir. Bunu duyan Ermenilerde sevinç başlamış, aksine Türk'lerde ise bir endişe başlamıştı.

8 Mart 1919'da Fransız işgal heyeti; Tayyarda, Üsteğmen Sübi, Tayyarda'nın muavini Ermeni Teğmen Terlemezyan, tercüman Balyan'dan müteşekkil olarak Kozan'a ayak basmak sureti ile temiz ve bereketli topraklarımızı kirletmeye başladılar.

İlk defa Kozan köprübaşında Mutasarrıf İhsan Bey işgal kuvvetlerini karşılamıştır. Ermeniler, şımarık bir vaziyette "Yaşasın Ermenistan, Ermeni devleti kurulacak" naraları ile ellerinde Ermeni bayrakları köprübaşında toplanmışlardır. Bu arada Zafer Tak'ı kurmaya çalışırlar. Bunu gören Kozan'ın yiğit insanı Saim Bey olaylar çıkacağını belirtip Mutasarrıf Ihsan Bey'le görüşüp Zafer Tak'ının kurulmamasını sağlar.

 TAYYARDA'NIN İLK İCRAATLARI

İşgal Kuvvetleri Komutanını karşılamayan ve zafer tak'ının kurulmasını istemeyenlerden Belediye Başkanı Hüseyin Efendi görevden alınmış yerine Yiğenzade Mehmet Efendi belediye başkanlığına getirilir.

Kozan'ın işgali bahis konusu olunca İngiliz ve Fransız makamları ile temas kurarak Kozan'ın işgalinden vazgeçilmesi veya Ermeni askeri gönderilmemesini sağlamak üzere Adana'ya gönderilen Savcı Ruhi Beyle, dava vekili Emmi Mustafa Efendi ve ayrıca Mahfezade İbrahim Hoca'yı derhal Kilikya hudutlarından çıkartmıştır. Saim Bey'de bu sürgünden nasibini almıştır.

Adliye, Jandarma ve Polis memurlarının maaşlarına aşırı derecede zam yaptı. Bundaki amacı adalet cihazı ile icra kuvvetlerini elinde tutmaktı.

İdare meclisi, Belediye meclisi, Mahkeme heyeti üyeleri yarı yarıya Ermenileştirilir. Yani belediye meclisinde 8 üye varsa 4'ü çıkarılıp, 4 Ermeni tayin edilmek suretiyle bütün resmi makamlarda Türk ve Ermeni görevli sayısı denkleştirilir.

Polis ve Jandarma sayısı Ermeni, diğer yarısı da Çerkez, Arap, Kürt ve Türklerden olmak üzere düzenlenmiştir. Kadirli'li Çerkez Nuri Çavuş'un oğlu Cako ile çerkez Murat ve Sefer Beyler Jandarma subayı tayin edildiler. Cako bey, Kozan'a gelip Tayyarda ile görüşmüştür. Tayyarda kendisine 50 silah vereceğini ve adamlarını hazırlamasını söylemiştir. Cako, bazı Türkler'e de Çerkez elbisesi giydirerek 50 kişiyi tamamlamış ve silahlarını alarak göreve başlamıştır.

Fransa, Ermenilerin şikâyetlerini dinleyerek isteklerini yerine getirmek üzere, olağanüstü yetkili Tesviye Mesalih adı ile bir komisyon kurdurur. Zaman kaybetmeden hemen görevine başlayan bu komisyon, Türklerin ekonomik açıdan zayıflaması ve işgal kuvvetlerine mutlak itaatle bağlanması siyasetini gütmüştür.

Kozan'ı terk eden ve dönüş yapan Ermeniler eski mallarını herhangi bir Türk'te bulduklarında, bu komisyona başvururlardı. (Ermeniler sığır sürülerinin geçeceği yollarda beklerler, geçen sürülerin içinden beğendikleri sığır ve atları ayırırlar. Komisyona müracaat ederek; bunlar benimdi. Giderken Hasan Ağa'ya emanet etmiştim. Gelirsem geri alır, gelmezsem de helal olsun demiştim. Mademki geldim, mallarımı istiyorum. Şimdiye kadar da temin ettiği faydalar için 1800 lira da tazminat istiyorum şeklinde beyanatta bulunarak, Türk ve Müslüman ahalinin ekonomik olarak daha çok zayıflatılmasını sağlıyorlardı.

Komisyon, her zaman davacı olan Ermeninin davasını haklı bularak, beğendiği malları ona vermekte gecikmiyordu. Bu türlü istek ve şikâyetlerin uygulanması, Türklere karşı açılmış bir zulüm kampanyası halini almıştır. Dolayısı ile Türkler bu komisyona, zorla Tesviye-i Mesalih adını takmışlardı.

Ermeniler'in kurduğu Tesviye-i Mesalih komisyonları dışında Ermeni Öç Alayı ve Ermeni Gönüllü Fedaileri (Kamovar) gibi kuruluşlar da ilçemizde örgütlenip faaliyetlerine başlamışlardır.

 Tayyarda'nın emri ve Ermeniler'in baskı ve tavsiyesi ile köylere gönderilen kamovar destekli tahsildarlar köylerden zorla vergi toplamış ve bulunan silahlara da el koymuşlardır.

KOZAN DAĞLARINDA DÜŞMANA SIKILAN İLK KURŞUN VE BOZAT GEDİĞİ OLAYI

Kazan işgal kuvvetleri komutanı, Haçin'de bulunan Ermenilerin talep ve istekleri doğrultusunda, Kozan'dan Haçin'e silah, cephane ve para göndermek amacı ile başlarında bir Fransız subayı olmak üzere 40 kişilik bir askeri birliği gönderir. O tarihlerde Feke ilçesinde Reji Müdürlüğü ve Belediye Başkanlığı yapmakta olan Cezmi Bey (Çetinel), bu silahların Ha- çin'e girdiğinde tehlikeli olacağını düşünerek 12 kişilik çetesi ile dağlara çıkan Gizzik Duran'a (Şahin) haber göndermiştir. Kendisi gizlice Feke'den ayrılıp Tırtat civarında Gizzik Duran ve yanında bulunan Yırtlaz İsmail, Deli Bayram, Arap Ali (Yıldırım), Yerebakanlı Hasan, Yavuz Ali, Halil İbrahim, Mahya Murtaza Vezir Ali, Gür Ali vs. ile görüşüp durumu haber verir. Haberi alan Gizzik Duran, durum değerlendirmesi yapıp arkadaşları ile Bozat gediğinde pusu kurulmasına karar verir.

Anılan yere intikal eden Gizzik Duran ve çetesi yola hâkim olan noktalarda mevzilenirler. Beklenen an gelir. Öncü olarak Embiya Çavuş isminde bir Türk görünür. Buna ateş etmezler. Gizzik, bir fırsatını bulup Embiya Çavuştan gelenlerin ne zamana kadar geleceklerini sorar. Yarım saat içinde geleceklerini öğrenir. Gerçektende yarım saat sonra Fransız subayı komutasında ve Misak isimli bir Ermeninin rehberlik yaptığı Ermeni Kamavor'lar korumasındaki silah ve cephane yüklü kervan gelir.

Gizzik Duran, "Ben ateş etmeden hiç biriniz ateş etmeyiniz!" diye çetesine emir verir ve sonuçta menzile giren kafileye ateş açılır. Başta Fransız subayı olmak üzere 40 kişilik düşman birliği imha edilir. Silah, mühimmat ve altın paralar ele geçirilir. Alınan bu silahlar çetelere dağıtıldığından milli mücadelede önemlidir. Olayın yaşandığı tarih: 22Kasım 1919'dur.

Bu olay ilçede büyük bir infial uyandırır. Olaydan sonra, Bozat Köyü'nün muhtarı Hamza ile kardeşi Musa, Kozan'a zorla getirilip, halka gözdağı vermek için kurşuna dizilirler.

 

 

KARGAPAZARI ZAFERİ

İşgal kuvvetleri komutanının emri ile bir Türk tahsildar, 3 Ermeni kamovar Kozan'a bağlı Karabucak, Şerifli, Mahyalar, Çürüklü, Minnetli ve Kuyubeli köylerinden vergi toplamak üzere gönderilir. Bunlar köylülere baskı yapıp zorla vergi toplamaya başlayınca, o yörenin ileri geleni Deli Hacı Ağa (Cengizhan) halkı ikna metodu kullanıp, yörenin ünlü hocası Şerif Hoca'ya işgal kuvvetleri komutanına vergi verilip verilmeyeceğini sorar ve bunların öldürülmelerinin caiz olup olmadığının açıklanmasını ister. Şerif Hoca'da gâvura vergi verilmez. İşgal altında da namaz kılınmayacağını beyanla, öldürülmeleri şarttır. Fetvasını vermesi sonucu, üç kamovar ile bir tahsildar Deli Hacı Ağanın fedailerinden Gâvur Ali Ağa ve çetesi tarafından öldürülür.

Deli Hacı Ağa'nın kazandığı Kargapazarı zaferinin tarihi 24 Mart 1920'dir. Bu olaydan sonra Fransız işgal güçlerinin Haçin (Saimbeyli) ile olan bağlantıları kesildi.  Karabucak köyünün kurucuları Dağlıoğlu Ali Kâhya'nın soyundan gelen Deli Hacı Ağa'nın kazandığı zafer Fransız işgal güçlerinin dağlık bölgeler ile olan bağlantısını kesmiştir.

Bu olay neticesinde, olayın kahramanı Deli Hacı Ağa'nın kardeşi Ökkeş Efendi, her ne kadar, işgal kuvvetleri komutanı ile dostluk kurup çiftliğinde ziyafet vermiş ise de, bu dostluk yetmemiş, Kozan'ın ileri gelenleri ile birlikte tutuklanıp manastır zindanına hapis edilmiştir

Bu olayda tutuklananlar şunlardır:

1. Ökkeş Efendi

2. Helvacızade Ahmet Hafi Bey

3. Na Ethem Usta

4. Nalbant Ethem Ustanın oğlu Kemal Efendi.

5. Üçdutlu Şükrü Efendi.

6. Himmet Çavuş

7. Gökoğlu Mustafa

8. Mısırlızade Avukat Mahmut Efendi

9. Çamurdanzade Mehmet Zait

10. Ögretmen Lütfullah Erdem

11. Öğretmen Ahmet Cemil Bey

12. Kuyuluk Köyünden Battal Ağa Oğlu Ömer Efendi.

 

Yukarıda isimleri yazılı tutukluların bırakılmasını Kadirli'den çetesi ile gelen Çerkez Nuri Çavuş, işgal komutanı ile konuşur, tahliyelerini ister ve bırakılmadıklarında da halkla birlikte silahlı eyleme başlayacağını söyleyerek baskı yapar. Neticede bu tutuklular bırakılmışlardır.

HAMAM KÖYÜ BASKINI

Kamovar adı verilen Ermeni haydut sürüleri durup dinlenmeden cinayetlere, soygunlara ve tecavüzlere devam ederler. Köy köy dolaşıp Türkleri soyarlar, öldürürler ve Çukurlara atarlar. Kozan'da yaşanan bu çirkin ve kanlı olaylar her geçen gün artmaya başlamıştır.

Yine böyle bir gün kamovarlar, Hamam Köyü'ne baskına başladılar. Fakat Hamam Köyü'nün uyanık ve fedakâr halkı, bu eli kanlı kamovarların niyetlerinin ne olduğunu biliyordu. Çünkü bu cinayet örgütlerinin daha önceden çok sayıda köyü ateşe verdiğini ve insanları öldürüp, soygunlar yaptığını bilmekte idiler. Aynı akibete maruz kalmamak için önceden hazırlık yapmışlardı.

Hamam Köyü'ne baskına gelen eli kanlı kamovarlar köylülerin mukavemeti ile karşılaştılar. Köylüler kamovarlara ateş açtılar. Neye uğradıklarını şaşıran bu canavarlar, derhal Kozan'daki Fransız askeri komutanına haber gönderirler. Komutandan, Hamam Köyü'nün kendilerine isyanla ateş açtığını ve acele kuvvet göndermelerini isterler.

Kozan'dan Yozgatlı Teğmen Halil komutasında ve yine Ermeniler'den müteşekkil jandarmalarla kamovar sürüsü takviye edildi. Teğmen Halil Bey, Ermenilerin Türkler'e reva gördükleri saymakla bitmez kötülükleri göz önüne getirerek köyün perişan olacağını düşündü.

Ermeni kamovarlarına: "Durun, ben birkaç Jandarma ile gideyim, onları kandırayım. Beyhude kan dökülmesin" diyerek eline beyaz bir bayrak aldı. Köye doğru yaklaşınca "Durun! ben mülazım Halil'im. Sizinle konuşacağım. Ateş etmeyin." diye bağırdı. Köylülerin yanına vararak köylülerle beraber oldu. Bu hadise Hamam Köyü sakinlerini büsbütün gayrete getirdi ve morallerini düzelti.

Ermeni fedaileri bu durum üzerine, jandarmalarla beraber Kozan'a doğru kaçtılar. Bu olaydan sonra ova köylüleri köylerinde huzurlu olamayacaklarını düşünerek dağlara çekildiler.

Hamam köylülerin bu kahramanca hareketleri Kozan'daki diğer köylere örnek olması açısından çok önemlidir. Hamam Köyü Baskını ve olaylar 24 Mart 1920 tarihinde yaşandı.

KOZAN İLÇE MERKEZİNDEKİ ERMENİ MEZALİMİ

8 Mart 1919'da askeri yönetimi devralan Fransızlar, yalancı Ermeni şahitlerin görüşlerini dikkate alarak yöredeki Müslümanların arazilerine el koydular.

Yerli Ermeniler kudurmuşçasına fırsat buldukça Türklere ait evleri yakıyor, yağmalıyor ve insanları katlediyorlardı. Kozan'da bulunan 5 fırında Müslüman Türkler öldürülüp, yakılmıştır. İlk defa, sabah namazından çıkıp evine gelmekte olan, şu anda Havacı General Ihsan Ay gün'ün dedesini aşağı çarşıda öldürüp, aynı yerdeki fırına attılar. Annesine tütün almak için çarşıya inen Kozanoğlu Mustafa, Kadirli Caddesi'nde bulunan fırında yakılır. Büyük Cami karşısındaki fırında ise, Kozan Hükümet Konağı'nda görevli Tahrirat Katibi Ali Rıza Efendi ile Mal Müdürü Hamdi Bey öldürülüp yakılmışlardır.

Aynı zamanda yukarı çarşıda bulunan fırında da şu an isimlerini tespit edemediğimiz bir çok Müslüman Türk yakılmıştır. İşgal müddetince, öldürülüp kuyuya atılanlar, kurşuna dizilenler ve çeşitli şekilde öldürülen Kozanlıların sayısı 200 kişi civarında olduğu, işgal sona erdikten sonra yapılan araştırmalarda tespit edilmiştir.

MÜCADELENİN BAŞLAMASI VE KOZAN'IN KURTULUŞU

Fransız işgalinin yaşandığı Mart 1919 yılı içinde Kozan Sancağı'nda yaşayan yörenin tanınmış aşiret ve aileleri hedef alındı. Bunlar içinde İmamoğlu ile Kozan arasındaki ovalık bölgede yaşayan Kırıntılı aşiretinden Topaloğlu Halil, Kozan şehir merkezinde uzun yıllar Belediye Başkanlığı yapan Kurdoğlu Mehmet'in oğlu Hulusi, Sehlik Türkmen aşiretinin beyi Hasan Efendi'ye karşı Ermeni saldırıları adı geçen kişilerin can ve mal güvenliklerini tehlikede olduğunu gösterdi. Topalzade Halil, Kurdoğlu Hulusi,  Sehlik Hasan çiftliklerini köylerini terk ederek Kozan sancağından dışarıya Toros Dağlarının batı tarafında kalan Kayseri topraklarına gittiler. Yine Kozan eşrafında Emmi Mustafa Faik Üstün'de Kozan'ı terk ederek Kayseri'ye giden Kozalılarla buluştu Develi ve Kayseri arasında dolaşan, sonra ailelerini de Kozan'dan getiren bu insanlar Sivas'ta kongre toplayarak milli mücadele harekâtını başlatan Mustafa Kemal ile görüşmek istediler. Mustafa Kemal ile görüşme haberleşmesini ve planlarını Sehlikzade Hasan Efendi gerçekleştirdi. Sivas Kongresinin tamamlanmasından sonra Ekim 1919 sonlarında Sivas'a gelen Kozanlılar, Mustafa Kemal ile özel bir görüşme yaptılar.  Kozan Sancağı'nda yaşanan Fransız işgali ve Ermenilerin saldırılarına karşı bölgede mücadele yapmanın gerekli olduğu hakkında bilgiler verdiler.

Kozanlılar Atatürk'e "Bizim malımız, paramız ve silahız var, yalnız bunları bir düzene koyup yerinde kullanacak kumandana ihtiyacımız var" der.

Kozan heyetini dinleyen Mustafa Kemal Paşa bir karara vardı ve şöyle dedi. "Size istediğiniz komutanları vereceğim, fakat sizin hayatınız gibi vereceğim komutanların varlığı da bu işin büyük bir gizlilik, bir komitecilik ruhu içinde yürütülmesine bağlıdır. Şimdi siz Kayseri'ye hareket edin, komutanlarınız arkadan size yetişeceklerdir" der.

Kozan'lıların huzurdan ayrılmasından sonra Mustafa Kemal Paşa, Binbaşı Kemal Bey'i (Kozanoğlu Doğan) takma adı ile Kilikya Kuvai Milliye Komutanlığı'na, Yüzbaşı Osman Bey'i de (Aydınoğlu Tufan) adı ile onun yardımcılığına görevlendirir.

Daha önce Kayseri'ye hareket eden Kozanlılarla komutanlar, Develi de Belediye Başkanı Kamberli Osman Bey'in evinde buluşurlar. Askeri heyete katılan Ratıp Bey de burada hazır bulunur. Görev bölümü yapılır. Binbaşı Doğan Bey ile Ratıp Bey Batı Kilikya Komutanlığı'na görevlendirilir. Kamberli Osman Bey'in evindeki toplantıya katılan Gizzik Duran ve çetesi, Osman Tufan Bey'i alıp Tufanbeyli'ye hareket ederler. Tufanbeyli'den Göksun'a varırlar. Meyremçil Belini aşarak Osman Bey Andırın'a iner. Yaycıoğlu İbrahim Ağa'nın evinde karargâh kurarak, Doğu Kilikya Müdafai Hukuk Cemiyeti'nin temelini bu evde atar. Daha sonra Kadirli Müdafai Hukuk Cemiyeti'ni kurarak Kuvai Milliye Teşkilatı'nı harekete geçirir. Yiğit Kadirli halkı, 7 Mart 1920'de Kadirli'yi işgalden kurtarır. Kadirli'ye inen Osman Tufan Bey, Kozan'ın kurtuluşunun nasıl yapılacağını, Kozan'dan varan heyetlerle görüşüp Müdaafa-i Hukuk Cemiyeti'nin kurulmasını ve yönetim kurulu ile başkanın seçilmesini ister. Ancak bu cemiyetin başkanlığını ulemadan ve okuryazar olanlardan hiç kimse kabul etmek istemeyince, daha sonra, Haçin baskınında şehit düşen Kahraman Ökkeş Bey (İlbeyi) gönüllü kabul eder. Böylece,  Kozan Müdaafa-i Hukuk Cemiyeti kurulur. İlk iş olarak milis güçler oluşturulup, Grup Komutanlarına görev verilir. Bunlar;

1. Koyunevi Tabur Komutanı Sarıbahçeli Ahmet Ağa, Kırmızı Osman, Ağzıkaraca köyünden Musa Hoca (Özdemir)

2. Berber Bölüğü Komutanı Kurtlu Uşaklı Hacı Efendi.

3. Aslanlı Bölüğü Komutanı Topalzade Halil Efendi. Hamam Köyü Grup Komutanı Bayramoğlu Hacı Mehmet Öztorun

5. Ceritler Grup Komutanı Kurdoğlu Hulusi Bey

6. Mansurlu Bölüğü Komutanı Abdussamet Samimi

7. Karacalar Bölüğü komutanı Yigenoğlu Ahmet Efendi.

8. Andıl ve havalisi Müfreze Komutanı Hakkı Efendi (Turgut).

9. Sıralif Grup Komutanı Karabucaklı Deli Hacı Ağa.

10. Köreken Müfrezesi komutanı Bayatoğlu Ahmet Çavuş, Gebenli Ali ve Cücen Ali Hoca. Ferhatlılı Hamdi Ağca, Kamalı Hasan, Kamalı Mehmet.

11. Döşeme müfrezesi Komutanı Yiğit Ağa (Kahraman Bey) ve Kadirli'li mücahitler.

12. Kuyuluk Bölüğü komutanı Üzeyir Hoca oğlu Hasan Efendi.

13. Kayhan Grup Komutanı Çolak Hacı Ağa.

Bu grup komutanları emrinde bulunan kahraman Kozanlılar, Kozan'a hücum etmek üzere ilçeyi abluka altına alırlar. Durumu haber alan Fransız işgal kuvvetleri komutanı Tayyarda hazırlık yapar. 1 Haziran'ı 2 Haziran'a bağlayan gece yarısından sonra Kozan'ın yerli Ermenilerini de yanlarına alarak işgal kuvvetleri Kozan'ı boşaltırlar. 2 Haziran 1920 günü Türk Milis Kuvvetleri Kozan'a girdiler. Böylece bir yıl, 2 ay, 24 gün işgal altında kalan Kozan ve çevresi düşmandan temizlendi.

Her yıl 2 Haziran günü Kozan'ın Kurtuluş Bayramı olarak büyük bir coşku ile kutlanmaktadır. Kozan Cumhuriyetin ilanından sonra 1923 yılında Vilayet hüviyetine kavuşmuş fakat bir takım siyasi uyuşmazlıklar nedeniyle 1926 yıllarından sonra il statüsü lağvedilerek Adana İli'ne bağlı İlçe haline getirilmiştir.

Kozan vilayetlik hakkının iadesi için zaman zaman siyasetçiler ve bürokratların yanı sıra medya mensupları da birtakım girişimler ve Kozan'ın vilayetliğinin iadesi yönünde programlar yapılsa da vilayetlik konusunda netice çıkmadı.

Son olarak 2004 göreve gelen Belediye Başkanı Mimar Kazım Özgan ve Kozan Kent Konseyi 2010 yılında Kozan'ın vilayetlik hakkının iadesi çalışmasını başlattılar.