Kozan Belediye Meclisinin 06/10/2017 tarih ve 124 sayılı kararı ile Adana Büyükşehir Belediyesinin 13/10/2017 tarih ve 416 sayılı Meclis kararı

İL A N            Kozan Belediye Meclisinin 06/10/2017 tarih ve 124 sayılı kararı ile Adana Büyükşehir Belediyesinin 13/10/2017 tarih ve 416 sayılı Meclis kararı ile karara bağlanan ve Adana Kültür Varlıklarını Koruma Bölge...

Devamı...

Yarımoğlu Mahallesi 341 Ada 1 parsel İmar planı ilanı

İ L A N  İlçemiz Yarımoğlu Mahallesi 341 ada 1 parselde, Konut Alanı yapılmasına yönelik hazırlanan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Kozan Belediye Meclisinin 04/10/2017 tarih ve 115 sayılı kararı ve Adana Büyükşehir Belediyesinin 12/10/2017...

Devamı...

KOZAN'IN TARİHİ DEĞERLERİ

KOZAN (SİS) KALESİ

Çukurova'nın en önemli kalelerinden biri olan Kozan (Sis) Kalesi, "Amfi tiyatro" şeklinde inşa edilmiş olup, Kalenin alçak surları, Tarsus Kalesi örnek alınarak yapılmıştır.  Kale, kalkerden meydana gelen oldukça dik bir tepe üzerinde bulunmaktadır. 400 m. rakımlı olan bu tepe ilçeye hâkim bir konumdadır. Kozan Kalesi tamirattan geçmiştir. Günümüzde ise oldukça sağlam bir durumdadır.

Sis Kalesi'nin, çeşitli kaynaklarda, Asurlular tarafından yapıldığı ve sonradan da birçok el değiştirdiği belirtilmektedir. Fakat Asurluların, Çukurova bölgesine 50-60 yıl gibi kısa bir süre egemen oldukları ve bölgeyi sömürge olarak kullandıkları göz önünde tutulur ise, bu yukarda belirtilen bilgiye şüphe ile bakmak gerekmektedir. 700 yıla yakın bir süre bölgeye hâkim olan Hititlerin de bu kaleyi yapmış olabileceği düşünülebilir.
Yörede bulunulan birçok antik şehir ve kale kalıntıları ile ilgili tarihi ve arkeolojik araştırmaların yetersizliği, araştırmacıları farklı düşüncelere sevk etmiştir. Dileğimiz, ilçe ve yakın çevresindeki bilimsel araştırmaların bir an önce başlatılması yönün dedir.
Yörenin en eski kalelerinden biri olan Kozan Kalesi, "Dağ kaleleri" zincirinin dördüncü halkasını teşkil etmektedir. Kalenin, iki grup halinde inşa edilmiş 44 kule ve burcu bulunmaktadır. Güney kesimindeki tepede bir iç kale (Ahmedek) vardır. Kalede 20-30 basamak merdivenle inilen mahzenler ve gizli yollar mevcut tur. İç kale de dahil altı bölümden oluşmaktadır. Bütün bölümleri birbirine bağlayan kapılar vardır. Kalenin su ihtiyacı ise, büyük su sarnıçları sayesinde karşılanmakta idi.
Sis kalesi, kuzey ve güney olmak üze re iki ayrı kale grubundan oluşur. Bu bölümler bir sur ile birbirine bağlanmıştır. Daha dışarıda olan ikinci sur ile, Kalede Asur, Roma ve Ermeni dillerinde yazılmış bir kaç yazıt bulunmuştur. Bu yazıtlar kalenin, tarih çağlarından günümüze kadar çok sayıda el değiştirdiğini ortaya koyar.
Kozan Kalesinden Anavarza, Karasis ve Andıl Kalelerinin görüldüğü bilinmektedir. Ayrıca berrak bir havada Akdeniz'in bile görülebileceği kaleye farklı bir önem kazandırır.
Kozan Belediyesi tarafından kale eteklerinden yapılan çevre düzenleme çalışmaları ile kale şimdi vatandaşların yoğun olarak gittiği sosyal mekânlardan biri oldu.

 

ANAVARZA KALESİ

Anavarza; Kadirli, Ceyhan ve Kozan ilçe sınırlarının kesiştiği yerde, Kozan sınırları içerisinde bulunmaktadır. Sumbas veya Kesik suyunun Ceyhan ırmağı ile birleştiği yerin 8 km. kuzeyindedir. Kadirli'nin güneybatısında olup 22 km. uzaklıktadır. Yukarı Çukurova'nın ortasında yükselen, çevreye hâkim, yüksekçe bir kaya tepesinin üstünde, muhteşem bir kaledir. Anavarza Kalesi'nden diğer kaleler ve İskenderun körfezi görülür.

Kale ve şehrin, M.Ö. 9. yüzyılda Asurlar tarafından kurulduğu sanılmaktadır. Ancak Anavarza'nın tarihi, M.Ö. I. yüzyılda Roma'nın eline geçtikten sonra önem kazanır. Ünlü doktor Dioskurudes ve şair Optianus'un bu şehirde doğmuş ve yaşamış olduğu söylenmektedir. Burası Bizans'lılar döneminde de önemli bir sınır kalesi haline gelmiştir. 704'te Emevi'lerin, 758'de Abbasi'lerin buraya hâkim olduğu görülmektedir. Malazgirt Zaferi'nden sonra Türk hâkimiyetine geçen Anavarza, 1097'de I. Haçlı Orduları tarafından geri alındı. Feke'deki Ermeni Baronluğu Anavarza'ya indirildi ve Kudüs yolunun emniyeti için burada Ermeni Prensliği kuruldu.

1129'da Danişmentoğulları tarafından tekrar Türklerin hakimiyetine geçti. 1133'teki depremde büyük hasara uğradı. Bunun üzerine Ermeni Prensliği Sis (Kozan) Kalesi'ne taşındı. Bu tarihe kadar Doğu Çukurova'nın kaderine hâkim olan Anavarza, bu tarihten sonra önemini kaybederek bir köy haline gelir. Halen varlığını Dilekkaya köyü olarak sürdürmektedir.
1147'de 2. Haçlı Ordusu tekrar buraya hâkim oldu. 1210'da Selçukluların eline geçti. 1243'ten 1515'e kadar Türk beylikleri arasında sık sık el değiştirdi. 1515'te Osmanlı hâkimiyetine geçti.
Bugüne kadar gelen Anavarza kalıntıları, asıl kale ve alt kısımdaki surlar olmak üzere iki bölümdür. Kaleyi kuşatan surların doğu cephesindeki uzunluğu 1500 metreyi bulur. Yüksekliği 8-10 metre arasında değişen bu sur duvarları her 70 metrede bir olmak üzere 20 burçla desteklenmiştir. Dört kapısı vardır. Batıdaki kapı üç kemerli bir zafer takı şeklindedir. Kaleyi baştanbaşa kuşatan surlar çok uzundur.

Anadolu'da bu kadar uzun bir dış surla savunulan kaleler yok denecek kadar azdır. Bu bakımdan Anavarza Kalesi'nin Anadolu kaleleri arasında önemli bir yeri vardır. Duvarlar dıştan, küçük dörtgen kulelerle takviye edilmiştir. Kulelerin yüksekliği duvarların yüksekliğine eşittir. Kalenin iç tarafına giriş, küçük kapılardan yapılır. Kalenin iç kısmında birinci bölümde askeri kışla, Ermeni prensi Toros'a ait üç nefli kilise ve bazı Ermeni krallarına ait mezarlar vardır. İkinci bölümde askeri kışla ile ilgili odalar, depo odaları ve su tankları yer almaktadır. Her iki bölümün arasında kaya platformun üzerinde inşa edilmiş üç
katlı kule bulunur. Anavarza Kalesi Bizanslılar, Ermeniler ve Araplar tarafından onarım görmüştür.

Anavarza'ya biri Alapınar'dan 12, diğeri Sumbas'ın gözünden 20 km. uzunluğundaki su kemerleriyle su getirilmiştir. Dikkati çeken su kemerleri Romalılardan kalmadır. Şehirde Korint biçimde altı sütunlu bir üçüncü asır zafer takı, Bizanslılardan kalma kaya kabartması vardır.

Havari (Apostol) kiliseleriyle dış surların içinde Roma döneminden kalma tiyatro, tapınak, saray ve hamam kalıntıları da bulunmaktadır. I. yüzyıl Roma kaya mezarları, fresklerle süslenmiş mezarlar, kilise ve sarnıç gibi eserler eski dönemden bugüne ulaşan kalıntılardır.

Kayalara oyulmuş mezarlarda, insan figürleri ve cenaze töreni kabartmaları görülür. İç kalede de birçok kalıntılara rastlanır. Anavarza köyü (Dilekkaya) içinde 18 çeşit deniz hayvanını gösteren "Anavarza Mozaikleri, bulunmaktadır. Bunların 3.55 x 10.75 metre boyundaki bir havuz tabanı için hazırlandığı sanılmaktadır. Yine aynı tür mozaiklerle başka bir havuz tabanı oluşturan yunus balığına binmiş, eli kamçılı Eros ve deniz tanrıçası Thetis mozaikleri de bulunmaktadır.

 

KARASİS KALESİ

Karasis kalesi, Çukurova'daki kaleler zincirini önemli bir halkasını oluşturur. Kozan Barajı'nın hemen kuzey kesiminde yer alan kale, ilçe merkezine kara yoluyla yaklaşık 17 Km. uzaklıktadır. Kaleyi inşa edenlerin Selefkoslar (Selefkiler) olduğu bilinmektedir. Milattan önce 333 de Büyük İskender'in eline geçen Kozan, O'nun ölümünden sonrada Selefkosların idaresine girmiştir. (Selefkos, Büyük İskender'in Komutanlarından biridir.)

 

ANDIL (ANDALA) KALESİ

Dünyanın diğer bölgelerinde olduğu gibi Anadolu'da da, eski çağlardan günümüze kadar çok sayıda uygarlık kurulmuş, belli bir süre yaşamış ve sonra yok olmuştur. Özellikle Toros Dağlarında gerek tarih öncesi, gerekse tarih çağlarında yoğun bir yerleşim olmuştur.
Tarih çağlarında kıyıdan içerilere, derin vadileri takip ederek uzanan yolları, düşmandan ve soygunculardan korumak amacı ile birbirini gören yüksek noktalar da kaleler veya gözetleme kuleleri inşa edilmiştir. Bu amaçla yapılan Anadolu'daki kalelerden biri de Kozan'daki Andıl Kalesi'dir.
Orta Toroslar'da bulunan çok sayıdaki kale kalıntılarından biri olan Andıl Kalesi, Çukurova'yı İç Anadolu'ya bağlayan ticaret yolunun güvenliğini sağlamak için yapılmıştır. Kozan'dan Feke ve Saimbeyli'ye giden tarihi kervan yolunun batı yanına inşa edilen kale, haberleşme açısından çok önemli bir rol üstlenmiştir.
Bu kale hakkında yapılan araştırma raporları kalenin, 13. yy.da bir manastır olarak da hizmet verdiğini ortaya koymaktadır. (R. Edwards).
Andıl Kalesi, Kozan'ın 15. km. kuzeyinde olup, ilçe merkezinden görülebilir bir mevkide yer alır. Denizden 1510 metre yüksekte yer alan Andıl Dağı'nın zirvesine kurulu kale, geniş bir çevreye hakimdir. Bu kale Kozan'da bulunan kalelerin en yüksek olanıdır.
Andıl Kalesi, Çukurova'daki kaleler zincirini oluşturan kalelerin büyük çoğunluğunu görebilmektedir. Bunlar; Karasis, Uzunoğlan (Yarıkkaya) Anavarza ve Kozan Kaleleridir.
Bu kaleye, Kozan merkezinden Turgutlu'ya giden ve oradan da Andıl Köyüne geçen, büyük çoğunluğu asfalt olan, bir yol ile ulaşmak mümkündür.
Kozan'ın önemli kalelerinden birini oluşturan bu kalenin, kesin tarihi hakkın da bir bilgimiz yoktur. Fakat kalenin yapımında kullanılan malzemelerden, inşaat tekniklerinden ve kale ile yakın çevresinden çıkan çeşitli sikke ve araç-gereçten bu kalenin bir Ortaçağ kalesi olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır.
Kale hakkında ilk ilmi araştırmayı yapan kişi, W. Robert Edvards'tır. Bu araştırmacının 1949 yılında yaptığı araştırma raporları, sonra yapılan Andıl kalesi  tetkikleriyle örtüşmektedir.
Kale ve yakın çevresinde çok sayıda sikke bulunmuştur. Köylüler tarafından bulunan bu sikkeler içerisinde, Kilikya Ermeni Prensliği'ne ve Roma dönemine ait olduğu bilinenler de vardır. Orta çağa ait olan bu sikkeler içinde, Ermeni prenslerinden 2. Levon ve 2. Het'um'a ait olanlar da bulunmaktadır.

 

YARIKKAYA (UZUNOĞLAN) KALESİ

Kozan İlçe merkezinin kuzeydoğusuna düşen Yarıkkaya kalesi, Ferhatlı ve Eskimantaş köylerini birbirinden ayıran Uzunoğlan tepesinde bulunur. Karstik bir araziden oluşan tepe, Anavarza ve Karasis kalelerini görebildiği gibi, Dededağı'nı da görür.
Yaklaşık 750 metre yükseklikte kurulu kalenin, güney ve güneydoğusunda Ferhatlı, kuzey ve kuzeybatısında Eskimantaş köyleri yer alır. Uzunoğlan tepesinin hemen karşısında (güneybatısında) Tülek tepesi, kuzeybatısında ise Çamlıtepe bulunmaktadır.
Uzunoğlan ve Tülek tepelerini birbirinden ayıran 530 metre rakımlı, Gedikboğazı mevkiinden asfalt bir yol geçer. Kalenin hemen yanından geçen bu yolun iki ucu da kaleyi, ilçe merkezine bağlar.

Hakim bir tepeye kurulu bu kale çok eski bir tarihi geçmişe sahiptir. Eski Hitit kaleler zincirinin bir halkasını oluşturan kale, halen sapasağlam ayaktadır. Anadolu'daki diğer kaleler gibi bu kale de tarih çağlarında çok el değiştirmiştir. Kalenin en yüksek yerinde bulunan ibadet hanedan, kaleyi inşa edenlerin Hititler olduğu kanaatine varılabilir. Çünkü tabanı mermer ile kaplı ve çevresinde büyük sütunlar dikili olan bu ibadethanenin, güneybatıya bakan kısmında yer alan bir kayada, Hitit tanrıçasının kabartması bulunur. (Yerli ve yabancı arkeologların kalede yaptığı araştırmada bu kabartmanın bir Hitit Tanrıçası olduğu ortaya çıkmıştır.
Kalenin zirvesinde yer alan açık hava tapınağı, günümüzde sütunları ve kaya kabartması ile hala sapasağlam ayakta durmaktadır.
Ayrıca kale ve yakın çevresinde, yeraltından çıkan geyik ve aslan heykelcikleri ile çeşitli motifler burayı Hititler'in yaptığı tezini güçlendirmektedir.
Uzunoğlan'ın eteklerinde ve yakın çevresinde şehir yerleşmelerinin izlerine rastlamaktadır. Elek sırt, Beşiktaş mevkileri ile Tülek ve Çamlıtepe eteklerinde vardır. Belirtilen yerlerdeki şehir harabeleri kale ve şehir yaşantısı hakkında, bizlerin bilgi sahibi olmasını sağlamaktadır.

 

BUCAK KALESİ

Bir orta çağ kalesi olan Bucak kalesi, ilçe merkezine yaklaşık 30 km. mesafede bulunmaktadır. Kale, surları ve burçları ile sapasağlam ayakta durmaktadır. Bucak Kalesi'ni kimin inşa ettiği bilinmemektedir. Ancak, kalenin yapılış tekniği ve kullanılan malzemeler açısından orta çağ kalesi olduğu bilinmektedir.
Yaklaşık 60-70 metre yükseklikteki bir tepeye kurulu Bucak Kalesi'nin, askeri amaçlı kurulduğu tahmin edilmektedir.

 

KUDRET KALESİ

Orta çağ kalesi olan Kudret (Tepecikören) Kalesi, Tepecikören Köyünün su boğazı mevkiinde bulunur.
İlçe merkezine yaklaşık 35 km. uzaklıktadır. 15-20 m. yükseklikteki bir tepeliğe kurulu kalenin surları, büyük oranda yıkılmış durumdadır. Kale içerisinde bir kaç tane daire şeklinde delikler vardır. Bu delikler kale içinde bulunan mahzenlerin giriş kısmındadır. Kalenin hemen

yakınında bulunan Kalemli Pınar mevkiinde mezarlık vardır. Mezarlıktaki kesme taşlar üzerinde haç işaretleri bulunmaktadır.

 

HOŞKADEM CAMİİ

Kozan'ın önemli tarihi eserlerinden birisi de Hoşkadem Camisidir. Çarşı için de bulunan cami, Türk mimari özelliklerini göstermektedir. Caminin kuzey kapısı üzerinde bulunan kitabesinde, Mısır Kölemen Sultanı Abdullah Hoşkadem tarafından 1448 yılında yaptırılmış olduğu kaydedilmektedir. Bütünü ile dikdörtgen plan oluşturan cami, ulu camiler sınıfına dahil edilmektedir. Yay kemerli giriş kapısının üzerinde büyükçe bir kartuş içine yazılmış üç satırlık inşa kitabesi bulunmaktadır.

Halk tarafından Büyük Cami olarak da adlandırılan tarihi cami, günümüzde ibadete açık durumdadır.

Son olarak Kozan Belediye Başkanı Kazım Özgan tarafından, Kentsel Dönüşüm Çalışmaları kapsamında Camiinin ön avlusu yeniden dizayndan geçtirilerek parke taşı ve havuzlarla birlikte yeni bir görünüm aldı. Vakıflar bölge müdürlüğü tarafından ise yapılan çalışma ile camii eski orijinal haline kavuşturuldu.    

 

KÜÇÜK CAMİİ

Yapım tarihi 1530 olan Küçük Camii, 1920 yılında işgalci Fransız güçlerince tahrip edilmiş, daha sonrada vatandaşlarca onarılarak ibadete tekrar açılmıştır. O dönemlerde çıkan yangın izlerini üzerinde taşıyan tarihi yapı, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restorasyonu 2009 yılında yapılarak özgün yapısına yeniden kavuşturuldu. Küçük Camiye ait olduğu tespit edilen Kitabesi ise restorasyon sırasında kapı üzerine tekrar yerleştirildi.

Caminin restorasyonu sonrasında Belediyemiz tarafından Cami önüne çeşme ve oturma grupları yapıldı.

 

KİLİKYA MANASTIRI

1292-1921 yılları arasında Kilikya Ermenilerinin merkezi olan Sis Ermeni Manastırı, Kozan Kalesi eteklerinde bulunmaktadır.
Kilikya Manastırı eski devirlerde hükümet kurmuş Ermeni mülkünün üçüncü tabakasından, Rubinyan Krallarından "Haytum" tarafından Ayasofya'nın benzeri olarak inşa edilmiştir. Bu manastırın bir benzeri de Ermenilerin merkezi olan "Açmiyazin" şehrinde olduğu söylenmektedir. Kilikya Manastırı, Ermeni papalarının ruhani bir merkezi sayılırdı. Manastırın etrafında bulunan çiçekler, yedi kulplu altın kazanların içine konulur. 3-4 senede bir yağ çıkartılırdı. Buna "Pelesenk Yağı" denilirdi. Altın kazanların ağzının açılış töreni için açık artırma yapılır ve en çok parayı veren altın kazanın ağzını açarmış. Pelesenk yağı (suyu) her taraftan gelen Hıristiyanların katıldığı büyük bir merasimle elde edilir. Kilikya Manastırının o zamanın Hıristiyan dünyasında çok büyük bir yeri vardı.
Manastırın iki büyük kapısının, 366 odasının ve bir kaç tanede altın kazanının olduğu anlatılmaktadır. Ayrıca manastırın bir çok bölümünün mermerlerle kaplı olduğu belirtilmektedir.
Bu manastır, 1921 yılında Beyrut'a taşınmış ve halen oradan faaliyetlerini sür dürmektedir. Kozan'daki manastırın, diğer Ermeni Kilise ve manastırlardan statü olarak yüksek olduğu belirtilmektedir.
2 Haziran 1920'de Fransızlar Kozan'ı terk ederken Katalikos vekili Yahişa efendi manastırın bütün anahtarlarını bir çuvala koyarak Kozan Mutasarrıfı Ihsan Bey'e teslim etmiştir.

Maalesef aradan zaman geçtikten sonra Kilikya Manastırı diye bir şey kalmamıştır. Yalnızca çevre duvarları ayaktadır. 

 

ARIKAN KONAĞI

Kozan'ın en huzurlu köşelerinden, sırtını tarihi Kozan Kalesi'ne dayamış, tarihle bütünleşerek, sizi karşılamayı bekleyen tarihi bir mekân Arıkan Konağı

Arıkan Konağı Sis (Kozan) şehrinde bir kartal gibi oturan kale'nin eteklerinde yetişen dikenli incirler, çam ağaçları, çepeçevre uzanan manastırın sur duvarları içerisine yerleşmiş tarihi mekândır.

Etrafını çepeçevre kuşatan duvarlar gerisinde yükselen konaklar ve onların içinde 1890'lı yıllarda yaptırılan Arıkan Konağı görülmeye değer. Üst katında bulunan cumbalar ile şehri gözaltında tutan gizemler içinde bir bina.

ArıkanKonağı'nın muhteşem görünüşü geçmişte bütün Çukurova'da dilden dile dolaşırdı. Bugün ise endamlı görüntüsü ve tarihe ışık tutan mimarisiyle Butik Otel ve Restoran olarak konuklarını ağırlamakta...

Yapının Mimari Özellikleri:

1890'lı yılların sonlarında inşa edilmiş olduğu düşünülen yapı, yüksek, taş avlu duvarları, kemerli giriş kapıları, taş zemin katlar, gibi Kozan ilçesindeki tarihi yapıların karakteristik özelliklerini barındırmasının yanı sıra; ara katta ve birinci kattaki açık sofaları, kuzey ve güney yönlerindeki cumbaları ve işçiliği ile diğer yapılardan ayrılmaktadır. Doğu cephesinde, son katta, ahşap payandalarla desteklenen ahşap balkon ve payandaların arasını bağlayan ahşap kemerler sokak cephesini zenginleştiren öğelerdir. Zemin katın ve ara katın yüksek taş duvarları üzerinde yükselen, bu son kat Kozan'ın genel görünüşüne hâkimdir.

Yapı, geniş bir açık sofa ile güneye yönlendirilmiştir. Ara katta odalar doğrudan sofaya açılmaktadır. L şeklindeki yapının bir diğer kanadındaki odalara balkondan ulaşılmaktadır. Tüm döşeme ve kirişler ahşaptır. Ara kata taş basamaklarla, üst katlara ise ahşap basamaklarla ulaşılmaktadır. Yapının üzeri ise Marsilya kiremidi ile örtülmüştür. Ön ve arka avlularda birer su kuyusu bulunmaktadır.

Ön avludan geçilerek ulaşılan konağın kuzey yönündeki avlusuna geçiş restoran ve sokak üzerinde bulunan kemerli kapıdan olmaktadır.

Bu bina, butik otel ve restoran olarak yerli ve yabancı konukların hizmetine sunulmuştur.

 

Konağın Tarihçesi

Kozan Tapu Sicil Müdürlüğünde ulaşılan Haziran 1319(1903) tarihli tapu kaydına göre yapı Mıcırıkyan Kirkor Efendi'ye aittir.

 Haziran 1335(1919) tarihli tapu kaydına göre Mıcırıkyan Kirkor Efendi'nin Mayıs 1335(1919) tarihinde ölümü üzerine, oğulları Haçatur, Nubar ve Misak Efendiler; kızları, eşi ve annesine verasetten intikal etmiştir.

Kirkor Efendi'nin oğulları Haçatur ve Nubar'dan Şehlikzade Hasan Efendi'ye ve 1923 tarihinde, Urfa milletvekili Ali Saip Bey'in annesi Leyla Hanım ve eşi Fehime Hanım'a geçmiştir. 12 Eylül 1933 tarihinde Seyhan Vilayeti'ne satılmıştır.

Seyhan Vilayeti adına kayıtlı iken, 1944 yılında açık arttırma ile yeniden satılmıştır. Bedeli olan paranın yatırılmasının ardından, alıcı adına tescil edilmesi hakkındaki özel idare memurluğunun 19 Şubat 1945 tarihli yazısı ve vilayet makamının 23 Ocak 1948 tarih ve 318 sayılı emir yazısı ile, Emine Arıkan adına tescil edilmiştir. Ancak Arıkan ailesi yapı kendi üzerlerine tescil edilmeden önce, 1936 yılının sonundan itibaren, yapıda oturmaya başlamışlardır.

1981 yılındaki kadastro çalışmasında, yapının tamamı Abdullah Kemali Arıkan, ve eşi Emine Arıkan adlarına tehdit ve tespiti yapılmıştır.

Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun, 19 Kasım 1993 tarih ve 1611 sayılı kararı ile  "taşınmaz kültür varlığı" olarak tescil edilmiştir.

Yapı, Haziran 2004 tarihinde Kozan Belediye Başkanı tarafından kamulaştırılmış ve Restorasyonu tamamlanarak 2008 yılında Butik Otel ve Restoran olarak hizmete sunulmuştur.

Konağın işletmeciliği Kozan İmar Ltd. Şirketince yapılmaktadır.

 

BEDESTEN (ARASTA)

Bedesten (Arasta) Kozan'ın merkezinde Aşağı Çarşıda Hoşkadem Camii'nin hemen altında yıllardır kapalı tutulan tarihi bir yapıdır.
İçinde 17 dükkân ve iş yeri vardır. Bu tarihi yapı, eski Kozan ticaretinin döndüğü en önemli mekândır.
Bedesten, 1904 tarihinde Helvacı zade Hacı Hüseyin Efendi tarafından yaptırılmış bir Osmanlı yapısıdır. Hacı Ali Usta tarafından da inşaatı yapılmıştır. 17 iş yeri olmakla birlikte içerisinde zeytinyağı mah seresi ve helva yapımı da muhtelif zamanlarda yapılmıştır.
Bedesten Kozan'ın kapalı çarşısıdır. 2004 yılı öncesinde yıkılmayı beklerken, sahipleri tarafından Kozan Belediyesine devredilmesi için kamulaştırma çalışmaları başlatıldı. Restorasyonu için Ankara Gazi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nden gelen bir öğrenci grubuna Rölevesi yaptırılmıştır.
Bedesten son olarak 25 Eylül 2004'te  1. Kozan Sempozyumu'nun Çalıştay programına ev sahipliği yapmıştır.

 

FERHAT TEPESİ KİLİSESİ

Büyük bir kısmı yıkılmış olan kilise Ferhatlı Köyünün tepe mahallesinde bulunur. Okulun yanı başında bulunan Kilise, Kozan ilçe merkezine yaklaşık 15 km. mesafededir. Koyun evi köyünde bulunan kilise gibi bu kilise de Bizans devri köy kilisesi özelliği taşır.
Orta çağ kalıntısı olan kilisede, her hangi bir kitabeye rastlanmamıştır. Taşların üzerinde bir kaç tane haç işareti bulunmaktadır

 

KÖREKEN (KIRKKAPI) KİLİSESİ

İlçenin hudutları içinde bulunan çok sayıdaki kilise harabelerinden ayakta kalabilenlerden birisi ve en önemlisi Köreken Tepesi'nde bulunan kilisedir. Halk tarafından Kırkkapı olarak da bilinen kilise, ilçe merkezine yaklaşık olarak 20- 25 km. uzaklıktadır.

 

TARİHİ EV VE DÜKKANLAR

Tarihi dönemlerden kalma bir çok ev, dükkan ve konaklar eski Kozan diye bilinen kale eteklerinde yer almaktadır. Geçmiş dönemlerde çeşitli işlevleri üstlenmiş olan Tarihi Kozan Evleri günümüzde hala dimdik ayaktadır. Hacı Muhtar Konağı, Akçalı Konağı, geçmişte hastane olarak kullanılmış tarihi bina, Camii Kebir Caddesindeki tarihi dükkanlar tarihten günümüze gelen yadigarlardan sadece bir kaçı...     

 

TARİHİ KÖPRÜ

Kilgen Çayı olarak da bilinen Kozan Çayı üzerinde kurulmuştur. 9 ayrı gözü olan tarihi köprü geçmişten günümüze Kozan'ı batı kısmıyla birleştirmektedir. Kozan Barajının yapımından önce Kilgen Çayı'nın azgın sularından Kozan ahalisi Tarihi Köprüyle kurtulmuştur. Köprü yapımından bugüne sağlam bir şekilde Kozan halkına hizmet vermektedir.

 

BATTAL GAZİ ZİNDANI

Battal Gazi Zindanı Kozan Kalesi'nde bulunan ve tarihe tanıklık eden görülmeye değer bir mekândır. Halkın belleğinde yaşatılan bir menkıbeye göre Battal Gazi, Kozan'ın fethine katılmış, bir müddet Kozan'da yaşamıştır.

Anavarza ve Kozan'da bir çok mücadelelerle düşmanı hezimete uğratıp, bir süre esaret altında kalsada, zekası ve yiğitliği ile düşmanın elinden kolayca kurtulduğu, Kozan sancağı altında bir çok savaşta bulunduğu rivayet edilmektedir.

 

KEŞİŞ MAĞARASI

Mağaranın ilginç bir hikâyesi var. Hikâyeye göre, Hz. Mevlana Konya'dan Suriye'nin Şam iline 7 yıl süren medrese eğitimi için yola çıkar. Bu esnada yolu rivayete göre Kozan'dan geçer. Sis diyarı Kozan'da Keşiş Mağarasında yaşayan 3 keşişle karşılaşır. Bu keşişlerin karşıdaki insanın düşüncelerini okuyabilme özelliğine sahip oldukları rivayet edilmektedir. "Arifelerin Menkıbeleri" adlı eserin 2. cildinde Hz. Mevlana'nın hayatını anlatan bölümde hikâye geçmektedir.

Kalenin eteklerinde bulunan mağara, görenleri büyüleyen bir özelliğe sahip olmakla birlikte hazine avcılarının da uğrak yeri olmuştur. Keşiş Mağarasının dış görünümü bir çok ziyaretçiler tarafından Trabzon'da bulunan Sümela Manastırını anımsattığı söylenmektedir.

 

YENİLENEN ŞEHİR HAMAMI

Şehir hamamında yazılan kitabeye göre; Belediye Şehir Hamamı 1976 yılında dönemin Belediye Başkan H. Basri Demirci tarafından inşaatı başlatılmış, daha sonra ilçe Kaymakamı aynı zamanda da Belediye Başkanı olan Erdoğan Gürbüz tarafından ikmal edilerek 1981 yılında hizmete açılmıştır.

Hamam, 2006 yılında da Kozan Belediye Başkanı Kazım Özgan tarafından restorasyonu gerçekleştirilmiş, eski günlerin izlerini yitirmemiş bir şekilde yeni görüntüsü ile konuklarını ağırlamaktadır.